Bilmek
önemlidir. Bilgi sahibi olmak prestijli. Bilginin ne kadar doğru olduğunu
analiz etmek ise zahmetlidir. Günümüzde bir konu veya olay hakkında bilgi
sahibi olmak için azda olsa meraklı olmak yeterlidir. Önemli olan bilgi
kirliliği ile dolu olan bir mecrada, doğru bilgiye ulaşabilmek.
Dikkat
ediyorum da gerçekleri konuşan insan sayısı ne kadar da azalmaya başladı. Buna
binaen bilgisi olmadığı halde zanda bulunup doğruymuş gibi lanse edenler de
bir o kadar çoğalmaya başladı. Zanlarıyla hareket etmeye o kadar çok alışmış ki
insanlar, bir süre sonra kendileri dahi inanıyor. Bir kişinin oluşturduğu
algıyla herkes hâkim kesilip ön yargılarıyla dillerin de mahkeme kurup hüküm
veriyor. Bunu yaparken de birilerinin hakkına girip bir başkasının da zulmüne ortak oluyorlar.
Ölümün bir başka biçimi olarak görüyorum ön
yargıyla hükmetmeyi. Çünkü ölüm sadece bu dünyadan göçüp gitmek değil.
İnsanların zihninden yok olmakla gerçekleşir. Zihnimizde ön yargımızın esiri olup
kendi düşünce dünyamızı öldürüyoruz. Aynı zamanda hükmettiğimiz kişiye fırsat
dahi vermeden zihnimizde imha ediyoruz. Oysa en acımasız öldürme şekli bu olsa
gerek. Yaşarken öldürüyor insanlar birbirlerini. Tek nedeni ise çağımızın bir
diğer sorunu ‘’tahammülsüzlük’’. İnsanların birbirine tahammülleri kalmamış,
egoları sarmış dört bir yanlarına. Kendi penceresi dışında hiçbir pencereden
bakamadıkları için onlar perdeleri çekince o kişiyi o başka gören olmayacağını
zannediyorlar. Oysa bilmiyorlar ki o perdenin çekilmesiyle sadece kendilerini
karanlığa hapsediyorlar. Dışarıda ayın ışığı her yeri aydınlatıyor ancak onlar
algılarının karanlığını tercih ediyorlar.
Birde bile
bile yalan söyleyip doğruyu yanıltmak isteyenler var. Peygamber (s.a.v.) ; şaka
dahi olsa yalan söylemeyiniz, derken bizler kalkmış yalanı renk tonlarına
ayırarak vicdan rahatlatıyoruz. Sahi hangi tonu daha az can yakacak, hangi tonu
gerçeklere olan zulmü durduracak! Yalanla ne zaman kadar o gerçekler kapanacak?
Her yalan bir başka yalanı doğurarak mı ilerleyecek? Hâlbuki biliriz ki gerçeklerin er veya geç
ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Ön yargı ve
yalanlarımızla tek kandırdığımız günün sonunda sadece kendimiz oluruz.
Karanlıkta, bir başımıza kalıp kendi karanlığımızda boğuluruz. O yüzden önce
gelin kendimize gerçekleri söyleyerek başlayalım işe. Kandırmayalım artık
kendimizi, kanmayalım, alet olmayalım
kimsenin zulmüne.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder