Sessizlik...
İnsan en çok sessizken konuşur kendisiyle ya da başkalarıyla. Alıp vermediği ne varsa sessiz kaldığında haykırmaya başlar. Kelimelerin yetmediği hislerin yarım kaldığı yerleri doldurur. İnsan her şeyi anlatamaz, bazen sadece anlaşılmak ister. Anlaşılamadığı yerleri ise yine sessizliğine gömer. Çünkü orada görecektir hesabını. Bu bazen uykusuz gecelerine mâl olur bazense radikal kararlar almasına. Hâl bu ya illaki bir sonuçla kalkar o sessizlik masasından.
Ya kalkamazsa diyenler olacaktır mutlaka. O zaman o kişinin vaveylası devam eder. Sessizliğin içine sessizlik ekler , oraya avazı çıktığı kadar bağırmak istediği ne varsa atar. İşte orası hesap masasından daha tehlikelidir. Artık canını yakan şeylerle başbaşadır.
Sessizliğin içinde sessizlik...
Boğaza düğümlenen her şeyin olduğu yer. Elden gelmeyen , yarım kalmış şeylerin, hayal kırıklıklarının belki başarısızlıkların sonuç olarak dünya imtihanlarının cem ettiği yer ...
İşte bu yer insanın karakter temellerini attığı yerdir aslında. Bu sessizliğimize gömdüğümüz her şey ; karakterimiz, ahlakımız, huyumuz, hâl ve hareketlerimiz olarak sesleniyor veya seslenecek bizlere.
Sesizliğimizin içinde sesimizi bulacağız.
Sessizliğimiz ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi canim kardeşim benim ..ic sesleri disa vuran ses oluyorsun yapıyorsun bu isi 👍
YanıtlaSilTeşekkür ederim ablacım 🌱
Sil